Tanzimat'la Gelen Değişim: Gazetecilik ve Yeni Türler
Giriş
1839 yılında Gülhane'de okunan bir fermanla Osmanlı Devleti'nin idaresinde büyük bir dönüşüm başladı: Tanzimat Fermanı. Bu ferman hukuki bir metindi ama yarattığı hava, edebiyatımızı da baştan aşağı değiştirdi. Önceki derste divan şiirinin yüzyıllar süren estetiğini ve klasik dünyasını görmüştük; şimdi o dünyanın yanına, ondan tamamen farklı bir şeyin, Batı kaynaklı yeni türlerin nasıl girdiğine bakıyoruz. Devlet Batı'ya yönelirken aydınlar da Batı edebiyatına, Batı düşüncesine kapı araladı. Bu derste roman, tiyatro ve gazete yazısının edebiyatımıza nasıl girdiğini göreceğiz. Bugün her sabah okuduğumuz köşe yazıları, izlediğimiz diziler, elimize aldığımız romanlar aslında bu dönemde atılan ilk adımların torunlarıdır. Bir toplumun yeni bir okuma biçimine nasıl alıştığını anlamak, kendi okuma alışkanlıklarımızın kökenini anlamaktır.
Bilmen gerekenler
Tanzimat dönemini anlamak için birkaç kavram ve isim aklımızda net durmalı.
- Tanzimat Fermanı (1839): Osmanlı'da hukuk, yönetim ve toplumsal hayatta reformların başladığı fermandır; Batılılaşmanın simgesel başlangıcı sayılır.
- Gazete: Tanzimat'la birlikte fikirlerin geniş kitlelere ulaştığı yepyeni bir araç oldu.
- Roman ve tiyatro: Batı edebiyatından tercüme ve telifle edebiyatımıza giren yeni türlerdir; bunlardan önce divan edebiyatında kıssa, mesnevi ve meddah hikâyeleri vardı ama Batılı anlamda roman ve sahne oyunu yoktu.
- Şinasi: Özel gazeteciliğin ve Batılı tarzda ilk tiyatro denemesinin öncüsü.
- Namık Kemal: Vatan, hürriyet gibi kavramları edebiyata taşıyan, hem tiyatro hem roman hem makale yazan yazar.
- Ahmed Midhat Efendi: Halka okuma alışkanlığı kazandırmak için elinden geleni yapan, son derece üretken bir yazar.
| Tarih | Olay / Eser | Önemi |
|---|---|---|
| 1831 | Takvim-i Vekayi | Osmanlı'nın ilk resmi gazetesidir; devlet kararlarını halka duyurur. |
| 1839 | Tanzimat Fermanı | Reform sürecini başlatan fermandır, Batılılaşmanın miladı sayılır. |
| 1859 | Telemak tercümesi | Yusuf Kamil Paşa'nın çevirisi, edebiyatımıza giren ilk tercüme romanlardan biridir. |
| 1860 | Tercüman-ı Ahvâl | Şinasi ve Agâh Efendi'nin çıkardığı, devlet dışında yayımlanan ilk özel Türk gazetesidir. |
| 1860 | Şair Evlenmesi | Şinasi'nin Batılı tarzda yazdığı ilk tiyatro denemesidir. |
| 1873 | Vatan yahut Silistre | Namık Kemal'in oyunu; sahnelendiğinde büyük heyecan yaratmış, yazarının sürgün edilmesine yol açmıştır. |
Anlatım
Hikâyenin başlangıcı aslında gazeteyle olur. Osmanlı'da ilk gazete 1831'de çıkan Takvim-i Vekayi'dir; ama bu, devletin kendi kararlarını halka duyurduğu resmi bir yayındır, bugünkü anlamda bir gazete değildir. Asıl kırılma 1860'ta yaşanır: Şinasi ile Agâh Efendi, Tercüman-ı Ahvâl adıyla devletten bağımsız ilk özel gazeteyi çıkarırlar. Bu küçük ayrıntı aslında büyük bir şeyin habercisidir; artık fikirler yalnız saraydan halka değil, aydından halka da akabilecektir. Gazete sayfaları kısa sürede yalnız haberle sınırlı kalmaz; makale, eleştiri, tefrika roman gibi yeni yazı biçimlerinin de yuvası olur.
Bu yeni ortamda ilk kez karşımıza roman ve tiyatro gibi türler çıkar. Yusuf Kamil Paşa'nın 1859'da Fransızcadan çevirdiği Telemak, edebiyatımıza giren ilk tercüme romanlardan biri kabul edilir. Tercümeyle başlayan bu ilgi, kısa sürede telif denemelere dönüşür. Şemsettin Sami'nin 1872'de yayımlanan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ı, birçok kaynakta ilk Türk romanı olarak anılır; ama bu konuda edebiyat tarihçileri arasında tam bir görüş birliği yoktur, bazı kaynaklar farklı eserleri işaret eder. Önemli olan, o güne kadar hiç bilinmeyen bir kurgu biçiminin artık Türkçe yazılmaya başlanmış olmasıdır.
Tiyatro cephesinde öncülük Şinasi'ye aittir. 1860'ta yazdığı Şair Evlenmesi, görücü usulü evliliği eleştiren, tek perdelik, sade konuşma diliyle yazılmış küçük ama etkili bir oyundur. Ardından Namık Kemal sahneye çıkar. 1873'te oynanan Vatan yahut Silistre, seyircileri o kadar coşturur ki gösteri, dönemin yönetimini rahatsız eder ve Namık Kemal sürgüne gönderilir. Bir tiyatro oyununun bir yazarı sürgüne yollayacak kadar güçlü bir etki yaratması, edebiyatın artık yalnız zevk için değil, toplumu harekete geçirmek için de bir araç sayıldığını gösterir.
Namık Kemal yalnız tiyatroyla kalmaz; İntibah adlı romanıyla ve pek çok makalesiyle vatan, hürriyet, adalet gibi kavramları edebiyata taşır. Onun kalemi, Tanzimat aydınının derdini özetler: toplumu bilgilendirmek, doğruyu göstermek, gerekirse eleştirmek. Bu yüzden dönemin roman ve tiyatrolarında estetik kaygıdan çok toplumsal bir mesaj ön plandadır; kahramanlar çoğu zaman iyi ile kötünün, cahillik ile aydınlanmanın temsilcisi gibi çizilir.
Ahmed Midhat Efendi ise bu yeni türleri halka sevdirme işini üstlenir. Son derece üretken bir yazardır; romanları, hikâyeleri ve gazete yazılarıyla okuma alışkanlığı henüz oturmamış geniş bir kitleye ulaşmaya çalışır. Dili sadedir, anlatımı doğrudandır; amacı edebî bir şaheser yazmaktan çok, halkı okumaya, düşünmeye, yeni fikirlerle tanışmaya alıştırmaktır. Bu yüzden onu genellikle bir halk hocası gibi tarif ederiz.
Böylece Tanzimat dönemi, edebiyatımızın divan geleneğinden koptuğu değil, ona yeni bir kanat eklediği bir dönem olarak okunmalıdır. Gazete, roman ve tiyatro bu dönemde filizlenir; ama henüz olgunlaşmamıştır. Bir sonraki derste, bu filizlerin Servet-i Fünun döneminde nasıl daha sanatkârane, daha biçimci bir edebiyata dönüştüğünü göreceğiz.
Yakın okuma / örnek
Şinasi'nin Şair Evlenmesi'ne yakından bakalım. Oyun, görücü usulüyle evlendirilmek istenen bir genç kızın ve onu aldatmaya çalışan çevresinin komik ama düşündürücü hikâyesini anlatır. Şinasi burada süslü divan diliyle değil, günlük konuşma diline yakın sade bir dille yazar; bu tercih başlı başına bir devrimdir, çünkü o güne kadar edebî metinler genellikle ağır ve sanatlı bir dille yazılırdı. Oyunun konusu da tesadüfi değildir: görücü usulü evlilik, Tanzimat aydınının eleştirdiği geleneksel toplum yapısının küçük ama çarpıcı bir örneğidir. Şinasi, büyük bir toplumsal meseleyi kocaman söylevlerle değil, gündelik bir sahneyle, gülümseterek anlatmayı seçer. Bu yaklaşım, Tanzimat edebiyatının tipik bir özelliğini gösterir: eğlendirirken öğretmek, güldürürken düşündürmek.
Sık karıştırılanlar
- Tanzimat Fermanı (1839) ile Islahat Fermanı (1856) aynı şey değildir: ikisi de reform fermanıdır ama farklı tarihlerde ilan edilmiştir ve farklı konulara ağırlık verir.
- Takvim-i Vekayi ile Tercüman-ı Ahvâl karıştırılmamalı: ilki 1831'de çıkan resmi gazetedir, ikincisi 1860'ta çıkan ilk özel gazetedir.
- "İlk Türk romanı" tartışmalıdır: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat sık anılan bir örnektir ama kaynaklar arasında görüş ayrılığı vardır; kesin bir "ilk" hükmü vermekten kaçınmak gerekir.
- Vatan yahut Silistre bir roman değil, tiyatro oyunudur: bazen romanla karıştırılır, oysa sahne için yazılmıştır.
- Tanzimat edebiyatı ile Servet-i Fünun aynı dönem değildir: Tanzimat toplumsal fayda ve öğreticiliği önemserken, sonraki dönem sanat ve biçim kaygısını öne çıkarır; bunu bir sonraki derste ayrıntılı göreceğiz.
Kendini sına
- Tanzimat Fermanı hangi yılda ilan edilmiştir?
- Osmanlı'nın ilk özel gazetesi hangisidir ve kimler tarafından çıkarılmıştır?
- Şinasi'nin Şair Evlenmesi adlı eseri hangi türde yazılmıştır ve neyi eleştirir?
- Namık Kemal'in Vatan yahut Silistre adlı oyunu sahnelendiğinde neden büyük yankı uyandırmıştır?
- Ahmed Midhat Efendi'nin edebiyat tarihimizdeki rolü nedir?
Cevaplar
- 1839 yılında ilan edilmiştir.
- Tercüman-ı Ahvâl'dir; Şinasi ve Agâh Efendi tarafından 1860'ta çıkarılmıştır.
- Tiyatro türünde yazılmıştır; görücü usulü evliliği eleştirir.
- Halkta uyandırdığı büyük heyecan dönemin yönetimini rahatsız etmiş ve Namık Kemal sürgün edilmiştir.
- Sade diliyle ve üretken kalemiyle halka okuma alışkanlığı kazandırmaya, yeni türleri geniş kitlelere sevdirmeye çalışmıştır.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol