Telefon Kamerasında Odaklama, Pozlama ve HDR

Giriş

Önceki derste ışığı okumayı öğrenmiştik: yumuşak ışığın nasıl daha hoş göründüğünü, sert öğle güneşinin neden zorlayıcı olduğunu, pencere kenarının nasıl doğal bir stüdyoya dönüştüğünü konuşmuştuk. Ama en güzel ışığı bulsan bile telefonun kendi başına verdiği karar her zaman senin istediğin sonucu vermez. Bazen telefon yanlış yere odaklanır, bazen gökyüzü bembeyaz yanar ya da yüzler kapkaranlık kalır. İşte bu derste, kareyi telefonun tahminine bırakmak yerine kontrolü kendi ellerine almayı öğreneceksin: dokunarak odaklama, pozlamayı elle ayarlama ve HDR. Bunlar karmaşık teknik terimler gibi görünse de aslında birkaç dokunuşluk basit alışkanlıklardır. Bu üç aracı öğrendiğinde, aynı sahneyi çeken on kişi arasından en net ve en dengeli fotoğrafı çeken sen olursun.

Bilmen gerekenler

KavramKısaca ne demek
Odak (fokus)Karede netlik verilecek noktanın seçilmesi
Dokunarak odaklamaEkrana parmakla dokunarak telefona "buraya odaklan" demek
Pozlama (exposure)Fotoğrafın genel parlaklık ya da karanlık seviyesi
Pozlama sürgüsüOdak karesinin yanında çıkan güneş simgeli çubuk; yukarı-aşağı kaydırılarak parlaklık ayarlanır
AE/AF kilidiOdak noktasına basılı tutunca odak ve pozlamanın sabitlenmesi
Dinamik aralıkBir karede aynı anda görülebilen en karanlık ile en aydınlık ton arasındaki fark
HDR"Yüksek Dinamik Aralık"; telefonun farklı pozlamalarla birden fazla kare çekip birleştirmesi

Anlatım

Telefonun otomatik odaklama sistemi genelde kareye baktığında yüzleri, hareket eden nesneleri ya da en yakın ve en kontrastlı yüzeyi arar ve oraya netlik verir. Bu çoğu zaman işe yarar ama her zaman değil. Örneğin bir çiçeği çekmek isterken telefon arkadaki çite odaklanabilir, ya da bir arkadaşını çekerken telefon önündeki masaya kilitlenebilir. Otomatik sistem senin niyetini bilemez, sadece bir tahmin yapar. Bu yüzden telefon kamerasındaki en basit ama en güçlü hareket, ekrana parmağınla dokunmaktır. Netlik vermek istediğin yere -bir göze, bir yaprağa, bir nesnenin kenarına- dokunduğunda ekranda genelde sarı bir kare ya da daire belirir ve telefon artık orayı esas alır.

Dokunduğun anda genelde küçük bir güneş simgesi de belirir; bu simge, o kare için pozlamayı ayarlamana yarar. Parmağını simgenin üzerinde yukarı kaydırırsan kare aydınlanır, aşağı kaydırırsan kararır. Bu, telefonun otomatik olarak seçtiği parlaklık değerine senin müdahale etmen demektir. Mesela pencereden gelen ışığa karşı oturan birini çekerken telefon genelde arka planı doğru pozlar ama yüz gölgede kalır; sürgüyü biraz yukarı kaydırarak yüzü aydınlatabilirsin, tabii bu sefer pencere biraz daha beyaza yakınlaşır. Fotoğrafçılıkta hemen her zaman böyle bir denge kurulur: bir yeri aydınlatırken başka bir yer biraz fedakârlık eder.

Odak noktasına parmağını kısa süre bastırıp bekletirsen (uzun basılı tutma), çoğu telefonda ekranda "AE/AF Kilidi" ya da benzer bir yazı çıkar. Bu, hem odağın hem pozlamanın o an için sabitlendiği anlamına gelir; sen telefonu hareket ettirsen bile ayarlar değişmez. Bu özellik özellikle hareketli sahnelerde işe yarar: örneğin koşan bir çocuğu çekerken önce onun üzerine kilit atarsın, sonra telefonu biraz kaydırıp kompozisyonu düzenlersin, netlik ve parlaklık yerinde kalır. Kilit olmadan telefonu her oynattığında otomatik sistem yeniden hesap yapar ve bu da beklenmedik sonuçlara yol açabilir.

HDR ise farklı bir sorunu çözer: dinamik aralık sorununu. Gözümüz aynı anda hem güneşli gökyüzünü hem gölgedeki bir yüzü net görebilir, çünkü göz sürekli uyum sağlar. Telefonun kamerası ise tek bir pozlamada bunu başaramaz; ya gökyüzü doğru çıkar yüz kararır, ya yüz doğru çıkar gökyüzü beyaza yanar. HDR açıldığında telefon aslında tek kare değil, arka arkaya birkaç farklı pozlamada kare çeker -biri koyu tonlara, biri açık tonlara göre ayarlı- sonra bunları birleştirip hem gökyüzünün hem yüzün daha dengeli göründüğü tek bir kare oluşturur. Bu yüzden manzara, gün batımı ya da güneşe karşı çekilen fotoğraflarda HDR genelde işe yarar.

Ama HDR her sahnede mucize yaratmaz. Birden fazla kareyi birleştirdiği için hareket eden bir nesne varsa -koşan bir köpek, rüzgârda savrulan bir dal- kareler tam üst üste oturmayabilir ve görüntüde hafif bulanıklık ya da hayalet gibi ikincil hatlar oluşabilir. Ayrıca çok düşük ışıkta bazı telefonlar HDR yerine ayrı bir gece modunu devreye sokar, bu da farklı bir mantıkla çalışır. Bu yüzden HDR'ı her zaman açık bırakmak yerine, sahneye göre değerlendirmek daha doğrudur: sabit duran, kontrastı yüksek sahnelerde (gökyüzü-gölge, pencere önü, iç mekân-dış mekân aynı karede) aç; hızlı hareket olan sahnelerde kapalı tut ya da kapatmayı dene.

Yakın okuma / örnek

Şunu hayal et: Bir arkadaşın pencere kenarında oturuyor, dışarıda parlak bir öğleden sonra ışığı var. Telefonu doğrudan tutup çektiğinde muhtemelen iki sonuçtan biriyle karşılaşırsın: ya pencere manzarası güzel çıkar ama arkadaşının yüzü neredeyse siluet gibi kararır, ya da yüz doğru görünür ama pencere tamamen beyaz bir leke gibi yanar. Bunun nedeni, telefonun kareye tek bir ortalama pozlama değeri vermesidir; iki farklı ışık seviyesini aynı anda dengeleyemez.

Bunu düzeltmek için önce arkadaşının yüzüne dokunarak odaklan; telefon artık pozlamayı da yüze göre hesaplayacaktır, böylece yüz daha net ve aydınlık çıkar ama pencere muhtemelen iyice beyazlaşır. Eğer bu kadarını yeterli bulmazsan, HDR'ı açıp aynı kareyi bir de öyle dene; telefon birkaç pozlamayı birleştirip hem yüzü hem pencere manzarasını daha dengeli göstermeye çalışacaktır. İki sonucu karşılaştırdığında hangisinin senin anlatmak istediğin hikâyeye daha uygun olduğunu göreceksin: bazen dramatik bir siluet senin tam istediğin şeydir, bazen de her iki detayı da görmek istersin. Önemli olan bu seçimi telefonun yerine senin yapman.

Sık karıştırılanlar

  • Odak ile pozlama aynı şey değildir: Odak neyin net göründüğünü belirler, pozlama ise karenin ne kadar aydınlık ya da karanlık olduğunu belirler; dokunduğunda ikisi birlikte ayarlanır ama sürgüyle sadece pozlamayı değiştirirsin.
  • HDR her fotoğrafı otomatik olarak güzelleştirmez: Hareketli sahnelerde bulanıklık ya da tuhaf kenarlar oluşturabilir; her sahnede açık tutmak yerine duruma göre karar vermek daha doğrudur.
  • AE/AF kilidi ile tek dokunuşluk odaklama farklıdır: Tek dokunuşta odak ve pozlama ayarlanır ama telefonu oynattığında güncellenmeye devam eder; basılı tutup kilitlediğinde ise değerler sabit kalır.
  • Pozlama sürgüsü ile telefonun genel parlaklık ayarı (ekran parlaklığı) karıştırılmamalı: Sürgü çekilen fotoğrafın kendi parlaklığını değiştirir, ekranın ışığını değil.
  • HDR ile gece modu aynı özellik değildir: HDR farklı pozlamaları birleştirerek dinamik aralığı dengeler, gece modu ise çok düşük ışıkta daha uzun süre ışık toplayarak görüntüyü aydınlatır; bazı telefonlarda ikisi birbirinin yerini alabilir.

Kendini sına

  1. Telefon otomatik olarak yanlış nesneye odaklandığında ne yapabilirsin?
  2. Odak noktasının yanında çıkan güneş simgesi ne işe yarar?
  3. AE/AF kilidi ne zaman işe yarar, bir örnek ver.
  4. HDR açıkken telefon aslında ne yapar?
  5. Hangi tür sahnelerde HDR'ı kapalı tutmak daha mantıklıdır?

Cevaplar

  1. Netlik vermek istediğin noktaya ekranda parmağınla dokunarak telefona doğru odağı gösterebilirsin.
  2. Parmağını üzerinde yukarı-aşağı kaydırarak o kare için pozlamayı, yani parlaklığı ayarlamana yarar.
  3. Odağı ve pozlamayı sabitlemek istediğinde işe yarar; örneğin koşan bir çocuğu çekerken önce ona kilit atıp sonra telefonu kaydırarak kompozisyonu düzenlemek gibi.
  4. Farklı pozlama değerleriyle birkaç kare arka arkaya çekip bunları birleştirerek hem aydınlık hem karanlık bölgelerin daha dengeli görünmesini sağlar.
  5. Hızlı hareket eden nesnelerin olduğu sahnelerde, çünkü birleştirilen kareler tam üst üste oturmayıp bulanıklık ya da hayalet görüntüler oluşturabilir.

Bir sonraki ve son derste, artık doğru şekilde çektiğin bu fotoğrafları basit düzenleme adımlarıyla nasıl toparlayacağını ve paylaşıma nasıl hazırlayacağını göreceğiz.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol