Etkin Dinleme: Çocuğu Gerçekten Duymak

Bir önceki derste çocuğunuzla konuşurken hangi kelimeleri seçtiğinizi ve nasıl bir ton kullandığınızı işlemiştik. Bu derste işin diğer yarısına, yani dinlemeye geçiyoruz. Bir sonraki derste ise "Hayır" demeyi ve sınır koymayı öğrenmeden önce, önce çocuğunuzu doğru dinlemeyi öğrenmeniz gerekiyor; çünkü dinlenmeyen bir çocuk, konulan sınırı da anlamlı bulmaz.

Neden önemli?

Bir çocuk okuldan eve gelir, çantasını yere fırlatır ve "Bugün çok kötü bir gündü, kimse benimle oynamadı" der. Çoğu yetişkin bu cümleyi duyduğunda hemen çözüm üretmeye başlar: "Sen de git başka arkadaş bul", "Öyle deme, herkes seni sever" ya da "Belki de sen bir şey yapmışsındır" gibi cümleler kurar. Bu cümlelerin hiçbiri kötü niyetle söylenmez, ama hepsi aynı şeyi yapar: çocuğun duygusunu duymadan geçer.

Çocuk aslında çözüm istemiyor olabilir. Sadece o an hissettiği üzüntünün, kızgınlığın ya da hayal kırıklığının fark edilmesini istiyordur. Bir yetişkin bile üzgünken karşısındakinin "Sorun değil, unut gitsin" demesinden çok, "Anladım, bu gerçekten zor olmuş" demesinden rahatlar. Çocuklar için de durum farklı değildir. Etkin dinleme, çocuğun size güvenmeye devam etmesinin ve büyüdükçe de sorunlarını sizinle paylaşmayı sürdürmesinin temelini oluşturur.

Temel bilgi

Etkin dinleme, karşınızdaki kişiyi sadece kulaklarınızla değil, dikkatinizle, bedeninizle ve sorularınızla dinlemek demektir. Amaç, konuşanın kendini anlaşılmış hissetmesidir; sizin haklı olup olmadığınızı kanıtlamak ya da hemen bir çözüm sunmak değildir.

Etkin dinlemeyi sıradan dinlemeden ayıran birkaç unsur vardır:

Sıradan dinlemeEtkin dinleme
Konuşurken telefona bakmak, başka iş yapmakBedeni ve gözleri çocuğa çevirmek
Hemen tavsiye vermek veya yargılamakÖnce duyguyu anlamaya çalışmak
"Öyle şey mi olur" demek"Demek çok üzülmüşsün" demek
Çocuğun sözünü kesmekBitirmesini beklemek, gerekirse sessiz kalmak
Sadece kelimeleri duymakKelimelerin altındaki duyguyu fark etmek

Etkin dinlemenin en önemli aracı, duyguyu adlandırmaktır. Çocuk "Kardeşim benim oyuncağımı bozdu" dediğinde, siz "Çok kızmış olmalısın" veya "Bu seni çok üzmüş" diyerek onun içinde ne olup bittiğini isimlendirirsiniz. Bu, çocuğa iki şey öğretir: birincisi, hissettiği şeyin normal ve anlaşılabilir olduğunu; ikincisi, duyguları kelimelerle ifade etmenin mümkün olduğunu. Zamanla çocuk da kendi duygularını fark etmeyi ve adlandırmayı öğrenir.

Burada bir yanlış anlaşılmayı önlemek gerekir: etkin dinlemek, çocuğun her istediğini kabul etmek ya da her davranışını onaylamak anlamına gelmez. Bir çocuğun "Kardeşime vurmak istiyorum çünkü bana çok kızdırdı" demesini dinleyip duygusunu anlamak, vurmasına izin vermek demek değildir. Duyguyu kabul edersiniz, davranışa sınır koyarsınız. Bu ikisi ayrı şeylerdir.

Adım adım nasıl yapılır?

  • Ne yapıyorsanız bırakın. Elinizdeki telefonu, tabağı veya işi bir kenara koyun. Çocuğunuzun boyuna inmek mümkünse eğilin ya da oturun; göz teması kurun.
  • Sözünü kesmeden dinleyin. Çocuk anlatırken araya girip düzeltme yapmayın, ders vermeyin. Gerekirse birkaç saniye sessiz kalın; her boşluğu sizin doldurmanız gerekmez.
  • Duyduğunuzu kendi cümlenizle geri söyleyin. "Yani arkadaşın seninle oynamak istemedi ve sen de yalnız kaldın, doğru mu anladım?" gibi bir cümle, çocuğa dinlendiğini gösterir.
  • Duyguyu adıyla söyleyin. "Bu seni üzmüş olmalı", "Bu sana sinir bozucu gelmiş olabilir" gibi cümlelerle hissettiği şeyi isimlendirin. Yanlış tahmin ederseniz çocuk sizi düzeltir, bu da sorun değildir.
  • Hemen çözüm önermeyin. Çocuk çözüm isterse zaten sorar ya da siz "Bunun için ne yapmak istersin, yardımcı olmamı ister misin?" diye sorabilirsiniz. Çözümü dayatmak yerine birlikte aramak daha güçlü bir bağ kurar.
  • Konu bittiğinde kısaca özetleyin. "Demek bugün seni üzen şey buydu, anlattığın için teşekkür ederim" gibi bir cümle, konuşmayı olumlu bir şekilde kapatır.

Örnek

(Bu örnek tamamen kurgusaldır.) Bir çalışan, işten eve yorgun döndüğünde ortaokula giden çocuğu ona koşarak gelir: "Öğretmenim bugün herkesin önünde bana bağırdı, çok utandım!" Çalışan önce elindeki çantayı bırakır, çocuğun yanına oturur ve "Anlat bakalım, ne oldu?" der. Çocuk olayı anlatırken araya girmez, sadece başıyla onaylar. Çocuk bitirdiğinde "Demek herkesin önünde uyarılmak seni çok utandırdı ve belki de kızdırdı, öyle mi?" diye sorar. Çocuk "Evet, tam öyle" der ve biraz rahatlamış görünür. Ancak bu konuşmanın sonunda çalışan hemen "Öğretmenine haksızlık yaptığını söyleyeceğim" demez; önce çocuğun ne yapmak istediğini sorar. Çocuk bir süre sessiz kaldıktan sonra kendisi "Belki yarın öğretmenimle konuşurum" der. Burada dinleme, hazır bir çözüm sunmadan çocuğun kendi çözümüne ulaşmasına alan açmıştır.

Sık yapılan hatalar

  • Hemen çözüm sunmak. Çocuk henüz duygusunu paylaşmayı bitirmeden "Sen şunu yap" demek, onun kendini anlaşılmamış hissetmesine yol açar.
  • "Sorun değil" ya da "Boşver" demek. Bu cümleler iyi niyetli olsa da çocuğun duygusunu küçümsemiş gibi algılanabilir.
  • Konuşurken başka işle uğraşmak. Telefona bakarken "Evet dinliyorum" demek, çocuk tarafından fark edilir ve güveni azaltır.
  • Duyguyu değil, davranışı yargılamak. "Öyle düşünmen yanlış" demek yerine önce duyguyu kabul etmek gerekir; davranışa sınır koymak ayrı bir adımdır.
  • Sadece kriz anında dinlemek. Etkin dinleme, sadece çocuk ağladığında değil, sıradan günlük konuşmalarda da uygulanmalıdır; aksi hâlde çocuk bunu yapaylık olarak algılayabilir.

Bu hafta yapabileceğin 3 şey

  • Bu hafta en az üç kez, çocuğunuz bir şey anlatırken elinizdeki işi bırakıp tamamen ona dönün ve sözünü kesmeden dinleyin.
  • Çocuğunuz bir duygudan bahsettiğinde, o duyguyu kendi cümlenizle bir kez geri söyleyin: "Demek sen şunu hissettin, doğru mu?"
  • Bir akşam, gün içinde çocuğunuzun anlattığı bir olayı hatırlayıp "Bugün anlattığın şeyi düşündüm, sen ne yapmak istersin?" diye sorun.

Kendini sına

1. Etkin dinlemenin temel amacı nedir?

2. Çocuğunuz bir sorun anlattığında ilk yapmanız gereken şey nedir?

3. "Duyguyu kabul etmek" ile "davranışı onaylamak" arasındaki fark nedir?

4. "Sorun değil, unut gitsin" gibi bir cümle neden etkin dinleme değildir?

5. Çocuk anlattığı bir olay için çözüm istemiyorsa siz ne yapmalısınız?

Cevaplar

1. Çocuğun kendini anlaşılmış ve duyulmuş hissetmesini sağlamaktır; hemen çözüm üretmek değildir.

2. Elinizdeki işi bırakıp tam dikkatle, sözünü kesmeden dinlemek.

3. Duyguyu kabul etmek, hissettiği şeyin normal olduğunu söylemektir; davranışı onaylamak ise o duyguyla yapılan her eylemi kabul etmek demektir ve bu ikisi ayrıdır; örneğin kızgınlığı anlarsınız ama vurmasına izin vermezsiniz.

4. Çünkü çocuğun duygusunu küçümser ve onu gerçekten dinlemek yerine konuyu kapatmaya çalışır.

5. Hemen çözüm önermek yerine "Ne yapmak istersin, yardımcı olmamı ister misin?" diye sorup çocuğun kendi çözümünü bulmasına alan açmalısınız.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol