Antik Yunan Tragedyası: Sophokles ve İnsan Kaderi
Giriş
Önceki derste Homeros'un destanlarında kahramanların savaş meydanında ve deniz yolunda sınandığını görmüştük. Bu derste aynı insanı, artık açık meydanda değil bir tiyatro sahnesinde, kendi geçmişiyle yüzleşirken izleyeceğiz. MÖ 5. yüzyıl Atina'sında olgunlaşan tragedya, insanın özgür iradesiyle kaçamadığı bir yazgı arasındaki gerilimi sahneye taşıyan, Batı tiyatrosunun hâlâ üzerine kurulduğu ilk büyük sanattır. Sophokles'in Kral Oidipus adlı oyunu, bu türün en olgun örneklerinden biri sayılır; filozof Aristoteles yüzyıllar sonra tragedya üzerine yazdığı Poetika adlı incelemede elindeki başlıca örnek metin olarak bu oyunu kullanmıştır. Bugün bir polisiye filmde kahramanın peşine düştüğü suçlunun aslında kendisi olduğunu öğrendiği o çarpıcı anı seviyorsak, bunun kökeninde Sophokles'in yaklaşık iki buçuk bin yıl önce kurduğu bu sahne yatar.
Bilmen gerekenler
| Terim / Kişi | Ne anlama gelir |
|---|---|
| Tragedya (trajedi) | Ciddi konuları, çoğunlukla ölüm ve yıkımla sonuçlanan olayları işleyen dram türü |
| Dionysos Şenlikleri | Atina'da her yıl düzenlenen, tragedya yarışmalarının sahnelendiği dinî ve kentsel festival |
| Koro (khoros) | Sahnede birlikte konuşan/şarkı söyleyen topluluk; olaya yorum katan, halkın sesi |
| Sophokles | MÖ yaklaşık 497-406 yılları arasında yaşamış, Atinalı büyük tragedya yazarı |
| Hamartia | Trajik kahramanın yaptığı hata veya eksiklik; kötülükten çok bilgisizlikten doğar |
| Peripeteia | Olayların aniden ve beklenmedik biçimde tersine dönmesi |
| Anagnorisis | Kahramanın gerçeği, kendi kimliğini ya da durumunu birden fark etmesi |
| Katarsis | Seyircinin, acıma ve korku duygularını yaşayarak ruhsal bir arınma hissetmesi |
Anlatım
Tragedyanın kökleri, Atina'da Dionysos onuruna düzenlenen dinî şenliklere dayanır. Başlangıçta bu şenliklerde bir koro, tanrı Dionysos'a övgü şarkıları (dithyrambos) söylerdi; sahne yoktu, sadece topluca söylenen ve dans edilen şiirler vardı. Efsaneye göre Thespis adlı bir şair, koronun karşısına çıkıp tek başına konuşan ilk kişiyi, yani ilk oyuncuyu sahneye koydu; böylece koro ile diyalog kuran bir "aktör" doğmuş oldu. Bu andan itibaren şenlik, giderek bugün anladığımız anlamda bir tiyatroya dönüştü. Ancak bu erken dönemle ilgili elimizdeki bilgiler çoğunlukla sonraki yüzyıllarda yazılmış kaynaklara ve efsanevi anlatılara dayanır; tarihçiler ayrıntılarda hemfikir değildir.
Gelişim burada durmadı. Aiskhylos adlı yazar sahneye ikinci bir oyuncu ekleyerek karakterler arasında gerçek bir çatışmanın kurulmasını sağladı. Sophokles ise bir adım daha ileri giderek üçüncü oyuncuyu sahneye getirdi; bu sayede sahnede aynı anda üç kişi konuşabilir, daha karmaşık ilişkiler ve yanlış anlamalar kurulabilir hale geldi. Sophokles ayrıca koronun büyüklüğünü artırdığı ve sahne resimlerini geliştirdiği için de anılır. Yaklaşık yüz yirmiden fazla oyun yazdığı bilinmesine rağmen, bunlardan yalnızca yedisi günümüze tam olarak ulaşmıştır; geri kalanı zaman içinde kaybolmuştur.
Bu yedi oyundan üçü, Thebai kentinin kral ailesiyle ilgili efsaneyi konu alır: Kral Oidipus, Oidipus Kolonos'ta ve Antigone. Bunlara genellikle "Theba oyunları" denir, ama dikkat: Sophokles bu üçünü bir bütün olarak, sıralı bir üçleme (trilogya) şeklinde tasarlamamıştır. Kronolojik olarak önce Antigone, sonra Kral Oidipus, en son da ölümünden sonra sahnelenen Oidipus Kolonos'ta yazılmıştır; oysa mitolojik olaylar sırasına göre önce Kral Oidipus, sonra Oidipus Kolonos'ta, en son Antigone gelir. Bu karışıklık, oyunları okurken akılda tutulması gereken önemli bir noktadır.
Kral Oidipus'un konusu şöyledir: Thebai kentini veba salgını sarmıştır ve kral Oidipus, halkını kurtarmak için önceki kralın katilinin bulunup cezalandırılması gerektiğini öğrenir. Kendisi bu araştırmayı bizzat yürütür; ama araştırma ilerledikçe seyirci -ve giderek Oidipus'un kendisi- aradığı katilin kendisi olduğunu, üstelik öldürdüğü kişinin öz babası, evlendiği kadının da öz annesi olduğunu keşfeder. Bu, doğumunda kendisine söylenmiş ama kaçmaya çalıştığı bir kehanetin gerçekleşmesidir. Gerçek ortaya çıktığında anne-eş Iokaste kendini asar, Oidipus ise gözlerini kör eder.
Aristoteles, bu oyunu tragedyanın kusursuz örneği sayar; çünkü Oidipus kötü bir insan değildir, felaketi kötü niyetinden değil bilgisizliğinden ve bir hamartia'dan, yani bir hata veya eksiklikten kaynaklanır. Seyirci, olayların gidişatını Oidipus'tan önce sezer; bu durum "trajik ironi" denen etkiyi yaratır: sahnedeki kişi bilmediği bir şeyi seyirci bilir. Aristoteles'e göre tragedyanın amacı, seyircide acıma ve korku duygularını uyandırıp bu duyguları bir katarsis, yani ruhsal bir arınma yoluyla boşaltmaktır. Sophokles'in ustalığı, bu etkiyi hiçbir doğaüstü mucizeye başvurmadan, yalnızca dille ve yapıyla kurmasındadır.
Yakın okuma / örnek
Oyunun en çarpıcı sahnelerinden biri, Oidipus'un gerçeği öğrendiği tanıklık sahnesidir. Bir çoban, uzun yıllar önce dağa bırakılan bir bebeği aldığını ve o bebeğin bugünkü kral Oidipus olduğunu itiraf etmek zorunda kalır. Sophokles bu sahneyi adım adım kurar: Oidipus önce gerçeği öğrenmek ister, sonra çoban konuşmaktan kaçınır, sonunda gerçek acı bir şekilde ortaya dökülür. Bu yapı, tam da Aristoteles'in tanımladığı anagnorisis (tanıma) ile peripeteia'nın (durumun tersine dönmesi) aynı anda gerçekleştiği andır: Oidipus hem kim olduğunu öğrenir hem de kurtarıcı konumundan bir anda suçlu konumuna düşer. Sophokles burada uzun bir açıklama yerine kısa, gerilimli karşılıklı konuşmaları tercih eder; bu da sahneye bir sorgulama, neredeyse bir mahkeme havası kazandırır. Oyunun başından beri seyircinin efsaneyi zaten bildiğini varsayan Sophokles, gerilimi "ne olacak" sorusundan değil "nasıl ortaya çıkacak" sorusundan kurar; bu da antik tragedyanın modern gerilim kurgusundan temelde farklı çalıştığını gösterir.
Sık karıştırılanlar
- Sophokles ile Sokrates aynı dönemde yaşamış iki ayrı Atinalıdır; biri tragedya yazarı, diğeri filozoftur, birbirleriyle karıştırılmamalıdır.
- Oidipus kompleksi adı, 20. yüzyılda psikanalist Sigmund Freud tarafından bu efsaneden esinlenerek türetilmiş bir kavramdır; Sophokles'in oyunuyla aynı şey değildir ve oyunun ana meselesi bilinçli bir arzu değil, bilmeden işlenen bir yazgıdır.
- Theba oyunları tek bir üçlemeymiş gibi düşünülür, oysa Sophokles bunları farklı yıllarda, ayrı ayrı eserler olarak yazmıştır.
- Katarsis, günlük dildeki "rahatlama" ile karıştırılır; Aristoteles'in kastettiği, acıma ve korku duygularının sahnede yaşanıp arındırılmasıdır, basit bir ferahlama değildir.
- Kader ile hamartia birbirine karıştırılır; tragedya kör bir kadercilik anlatmaz, kahramanın kendi hata ve seçimleriyle yazgısına nasıl yaklaştığını gösterir.
Kendini sına
- Antik Yunan tragedyası hangi tanrı onuruna düzenlenen şenliklerden doğmuştur?
- Sophokles sahneye kaçıncı oyuncuyu eklemiştir?
- Kral Oidipus oyununda Oidipus'un araştırdığı suçun failinin kendisi olduğunun ortaya çıkması hangi iki kavramla açıklanır?
- Theba oyunlarının yazılış sırası ile mitolojik olay sırası neden birbirinden farklıdır?
- Aristoteles'e göre tragedyanın seyircide yarattığı ruhsal arınmaya ne ad verilir?
Cevaplar
- Dionysos onuruna düzenlenen şenliklerden doğmuştur.
- Üçüncü oyuncuyu eklemiştir (önceden Aiskhylos ikinci oyuncuyu getirmişti).
- Peripeteia (durumun tersine dönmesi) ve anagnorisis (tanıma/fark ediş) kavramlarıyla açıklanır.
- Çünkü Sophokles bu üç oyunu bir bütün tasarlamamış, farklı yıllarda ayrı ayrı yazmıştır; yazılış sırası Antigone, Kral Oidipus, Oidipus Kolonos'ta iken olay sırası tam tersinedir.
- Katarsis adı verilir.
Bu serüven burada bitmiyor; ilerleyen derslerde antik dünyanın bu tiyatro mirasının zaman içinde nasıl dönüşüp modern edebiyata taşındığını izlemeye devam edeceğiz.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol