Roman Türünün Doğuşu: Cervantes ve Don Kişot
Bir önceki derste, Ortaçağ ve Rönesans edebiyatının büyük anlatı gelenekleriyle -destan, trajedi, saray şiiri- ilgilenmiştik; şimdi edebiyat tarihinin en köklü dönüşümlerinden birine geliyoruz: modern romanın doğuşu. 1605 yılında İspanya'da yayımlanan bir kitap, o güne kadar edebiyatın nasıl yazılacağına dair neredeyse her kuralı tersine çevirdi. Bugün roman dediğimizde aklımıza gelen çok katmanlı karakterler, ironi, gerçeklikle hayal arasındaki gerilim, hatta yazarın kendi kitabıyla dalga geçmesi gibi unsurların kökeninde Miguel de Cervantes'in Don Kişot'u vardır. Bu ders bittiğinde, günümüzde hâlâ kullandığımız "yel değirmenlerine saldırmak" deyiminin nereden geldiğini ve bir kitabın nasıl "ilk modern roman" sayılabildiğini anlayacaksınız.
Giriş
Cervantes'in kitabı yazıldığı dönemde çok satan bir tür olan şövalye romanslarına -yiğit şövalyelerin ejderha ve dev öyküleriyle dolu, abartılı maceraları anlatan popüler kitaplara- bir tepki olarak doğdu. Ama Cervantes bu türle sadece alay etmekle kalmadı; onu kullanarak tamamen yeni bir anlatı biçimi icat etti. Bu yüzden Don Kişot, edebiyat tarihinde bir dönüm noktası kabul edilir: destan ve masaldan, insan psikolojisini ve toplumsal gerçekliği merkeze alan romana geçişin sembolü. Bugün sinemada, dizilerde, hatta günlük konuşmalarımızda karşılaştığımız "idealist ama gerçeklikten kopuk kahraman" figürünün atası da odur.
Bilmen gerekenler
| Kavram / Kişi | Kısaca ne anlama gelir |
|---|---|
| Miguel de Cervantes (1547-1616) | İspanyol yazar, asker; Lepanto Deniz Savaşı'nda sol elini kaybetti, ardından Cezayir'de beş yıl esir tutuldu. |
| Don Kişot (Alonso Quijano) | Şövalye romanları okumaktan aklı karışan taşralı bir soylu; kendine bu adı verip gezgin şövalye olmaya karar verir. |
| Sancho Panza | Don Kişot'un yanına aldığı köylü; ona bir ada valiliği vaat edilir. Efendisinin karşıtı: ayakları yere basan, pratik biri. |
| Dulcinea del Toboso | Don Kişot'un hayalindeki soylu hanımefendi; gerçekte tanımadığı sıradan bir köylü kızına dayanır. |
| Rocinante | Don Kişot'un zayıf, yaşlı atının kendisine verdiği görkemli isim. |
| Şövalye romansı parodisi | Cervantes'in taklit ederek alaya aldığı, döneminin popüler macera türü. |
| Cide Hamete Benengeli | Cervantes'in uydurduğu kurgusal bir Arap tarihçi; roman güya onun yazdıklarının çevirisi olarak sunulur. |
Anlatım
Don Kişot'un tam adı La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Kişottur ve iki bölüm hâlinde yayımlanmıştır: birinci cilt 1605'te, ikinci cilt ise 1615'te. Hikâyenin merkezinde Alonso Quijano adında, orta yaşlı, fakir düşmüş bir taşra soylusu vardır. Adam, elindeki bütün parayı şövalye romanslarına harcamış, geceler boyu bu kitapları okumuş ve sonunda kurmaca ile gerçeği ayırt edemez hâle gelmiştir. Bir sabah kalkar, kendine "Don Kişot de la Mancha" adını verir, dedesinden kalma paslı zırhı giyer, zayıf atına Rocinante der ve gezgin şövalye olarak dünyayı kurtarmaya çıkar.
Cervantes'in ustalığı burada başlar: Don Kişot'un gördüğü dünya ile gerçek dünya sürekli çatışır. Bir handa kalır ama orayı bir şato sanır; yel değirmenlerini dev, koyun sürülerini ordu, tıraş leğenini büyülü bir miğfer zanneder. Yanına aldığı köylü Sancho Panza ise tam tersidir: aç kalmamaya, para kazanmaya, ayakları yere basan şeylere önem verir. Bu iki karakterin -idealist ile gerçekçinin- birlikte yolculuğu, romana hem komik hem de derinden hüzünlü bir ton kazandırır. Okur, Don Kişot'la birlikte güler ama zamanla onun saflığına, inatla sürdürdüğü onurlu ama gerçeklikten kopuk idealizmine üzülür de.
Kitabı sıradan bir parodiden çok daha fazlası yapan, Cervantes'in kullandığı anlatı oyunlarıdır. Yazar, hikâyeyi kendisinin uydurmadığını, aslında Cide Hamete Benengeli adlı kurgusal bir Arap tarihçinin yazdığı bir elyazmasının çevirisi olduğunu iddia eder. İkinci ciltte ise işler daha da katmanlaşır: romanın kişileri, birinci ciltte anlatılan maceralarını okumuş insanlarla karşılaşırlar, yani kendi ünlerinin farkındadırlar. Üstelik Cervantes, 1614'te başka bir yazarın (Alonso Fernández de Avellaneda takma adıyla) yayımladığı sahte bir devam kitabına da ikinci ciltte doğrudan gönderme yapar, karakterlerine bu sahte kitaptan söz ettirir. Bu kendine referans veren, kurmaca ile gerçekliği iç içe geçiren yapı, yüzyıllar sonra "modern" ve "postmodern" romanda tekrar tekrar karşımıza çıkacak bir tekniğin ilk büyük örneğidir.
Cervantes'in kendi hayatı da bu ironik bakışı besler. Genç yaşta asker olmuş, 1571'deki Lepanto Deniz Savaşı'nda göğsünden ve sol elinden yaralanmış, birkaç yıl sonra Cezayir açıklarında korsanlarca esir alınıp beş yıl boyunca tutsak kalmıştır. Yazdığı dönemde İspanya'nın altın çağı sona ermekte, imparatorluk gerilemektedir; Don Kişot'un kof şövalyelik idealleriyle çarpık gerçeklik arasındaki gerilim, bir bakıma bu çöküş hissiyle de örtüşür. Roman, büyük ideallerin modern, hesapçı bir dünyada nasıl gülünç ama aynı zamanda onurlu görünebileceğini sorgular.
Don Kişot'un "ilk modern roman" sayılmasının nedeni, sadece uzunluğu ya da düzyazı olması değildir. Karakterlerin zamanla değişmesi, iç dünyalarının gösterilmesi, anlatıcının güvenilmezliği, gerçeklik ile kurmaca arasındaki sınırın bilinçli biçimde bulanıklaştırılması -tüm bunlar, sonraki yüzyıllarda romanın temel araçları hâline gelecektir. Elbette bu unvan tartışmasızdır demek yanlış olur; bazı edebiyat tarihçileri çok daha eski eserleri de bu tanıma aday gösterir. Yine de Avrupa roman geleneği söz konusu olduğunda Cervantes'in etkisi tartışmasız biçimde büyüktür.
Yakın okuma / örnek
Romanın en tanınmış sahnelerinden biri, birinci ciltte Don Kişot'un ovada gördüğü otuz-kırk yel değirmenini dev sanıp üzerlerine mızrağıyla saldırmasıdır. Sancho ona bunların sadece değirmen olduğunu söylese de Don Kişot ikna olmaz, bir büyücünün devleri değirmene çevirdiğine inanır. Mızrağı kanatlardan birine takılır, at ve şövalye yere savrulur. Bu sahne yüzeyde saf bir komedi gibi görünür, ama aslında romanın tüm meselesini özetler: bir insanın, kendi inandığı anlatıyı gerçeğin önüne koyması, başarısızlık karşısında bile o anlatıyı terk etmemesi. Cervantes burada okuru güldürürken bir yandan da sorar: Peki ya idealler her zaman "gerçekçi" olanın karşısında gülünç mü kalmalıdır? Bu ikili bakış -alay ile şefkatin bir aradalığı- sahneyi klişe bir maskaralıktan çıkarıp roman sanatının başyapıtlarından biri hâline getirir.
Sık karıştırılanlar
- Don Kişot çocuklar için yazılmış basit bir masal değildir; karmaşık, ironik ve toplumsal eleştiri içeren yetişkin bir romandır. Çocuk kitabı uyarlamaları genellikle sadece macera kısmını basitleştirir.
- "Yel değirmenlerine saldırmak" deyimi günlük dilde "var olmayan düşmanlarla boşuna savaşmak" anlamında kullanılır, ama romanın kendisi bu deyimden çok daha katmanlı bir eserdir.
- Cervantes ile Shakespeare'in aynı gün (23 Nisan 1616) öldüğü sık sık anlatılır; ama İspanya o dönemde Gregoryen, İngiltere ise Jülyen takvimini kullandığından, takvim tarihleri aynı olsa da gerçekte aradan yaklaşık on gün geçmiştir.
- Don Kişot'un "delirmesi" klinik bir akıl hastalığından çok, aşırı kitap okumanın ve kurmacayla gerçeği karıştırmanın ironik bir abartısı olarak kurgulanmıştır.
- "İlk modern roman" unvanı Batı edebiyatı bağlamında yaygın kabul görse de tartışmalıdır; bazı kaynaklar çok daha önce yazılmış başka eserleri de bu tanıma aday gösterir. Kesin bir "ilk" iddiasından kaçınmak daha doğrudur.
Kendini sına
- Don Kişot romanının iki cildi hangi yıllarda yayımlanmıştır?
- Don Kişot'un gerçek adı nedir ve neden kendine bu yeni ismi verir?
- Sancho Panza'nın romandaki işlevi, Don Kişot'la kontrastı açısından nedir?
- Cervantes, romanı kimin yazdığını iddia ederek bir anlatı oyunu kurar?
- Yel değirmenleri sahnesi romanın temel meselesini nasıl özetler?
Cevaplar
- Birinci cilt 1605'te, ikinci cilt 1615'te yayımlanmıştır.
- Gerçek adı Alonso Quijano'dur; okuduğu şövalye romanslarının etkisiyle aklı karışır ve kendini gezgin bir şövalye olarak yeniden adlandırır.
- Sancho, pratik ve ayakları yere basan biri olarak Don Kişot'un hayalperest idealizmine karşıt bir denge unsuru işlevi görür.
- Cervantes, romanı kurgusal bir Arap tarihçi olan Cide Hamete Benengeli'nin yazdığı bir elyazmasının çevirisi olarak sunar.
- Don Kişot'un değirmenleri dev sanıp saldırması, bir insanın kendi inandığı anlatıyı gerçeğin önüne koymasını ve bu inatla hem gülünç hem de onurlu bir tutum sergilemesini simgeler.
Bir sonraki derste, romanın Cervantes'ten sonra Avrupa'da nasıl geliştiğini, kurmaca ile toplumsal gerçekliği bir arada işleyen yeni anlatı biçimlerinin nasıl olgunlaştığını ve bu yolun sonunda Dostoyevski'nin insan ruhunu didikleyen romanlarına nasıl uzandığını göreceğiz.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol