Tarih Öncesinden Uygarlığa: İlk Yerleşimler ve Yazının Doğuşu
Hoş geldin! Bu kursta insanlık tarihinin büyük dönüm noktalarını, hikâye anlatır gibi, sondan başa değil baştan sona takip edeceğiz. İlk durağımız en eski durak: insanın mağaradan çıkıp köy kurduğu, avcılıktan çiftçiliğe geçtiği ve bir gün ilk kez bir işareti kalıcı olarak bir yüzeye kazıdığı zamanlar. Hazırsan başlayalım.
Giriş
Bugün bir kağıda not aldığında, bir tarlada buğday yetiştiğini gördüğünde ya da bir şehirde yüz binlerce insanın bir arada yaşadığını düşündüğünde, aslında on binlerce yıl önce başlayan bir sürecin mirasını kullanıyorsun. İnsanlık, tarihinin çoğu boyunca göçebe avcı-toplayıcı topluluklar halinde yaşadı. Küçük gruplar hâlinde dolaşır, yenilebilir bitkileri toplar, hayvan avlar ve mevsimlere göre yer değiştirirlerdi. Sonra, yaklaşık on iki bin yıl önce, bazı topluluklar tohum ekmeyi ve hayvan beslemeyi öğrendi. Bu değişim öylesine büyüktü ki tarihçiler ona Tarım Devrimi ya da Neolitik Devrim adını verir.
Tarımın gelişiyle insanlar bir yerde kalıcı olarak oturmaya başladı; köyler, sonra kasabalar, sonra şehirler kuruldu. Nüfus arttı, işler çeşitlendi, mülkiyet kavramı doğdu. Bütün bunların üstüne, hesap tutma ve haberleşme ihtiyacı insanları yazıyı icat etmeye götürdü. İşte bu yüzden yazının ortaya çıkışı, tarihçiler tarafından geleneksel olarak 'tarih öncesi'nin bittiği, 'tarih'in başladığı nokta sayılır: çünkü yazıyla birlikte insanlar artık kendi dönemleri hakkında doğrudan yazılı belge bırakmaya başlamıştır.
Bilmen gerekenler
Bu derste sık geçecek kavramları ve dönemleri aşağıda topladık.
| Kavram/Dönem | Ne anlama gelir |
|---|---|
| Paleolitik Çağ (Eski Taş Çağı) | İnsanların avcı-toplayıcı olarak yaşadığı, çok uzun süren dönem; taş aletler kullanılır. |
| Neolitik Çağ (Yeni Taş Çağı) | Tarımın ve yerleşik hayatın başladığı dönem; köyler kurulur, hayvanlar evcilleştirilir. |
| Tarım (Neolitik) Devrimi | Toplayıcılıktan üretime, göçebelikten yerleşikliğe geçiş süreci. |
| Evcilleştirme | Bitki ve hayvanların insan tarafından üretim amacıyla kontrol altına alınması (buğday, arpa, koyun, keçi gibi). |
| Yerleşik hayat | İnsanların bir yerde sabit olarak, göç etmeden yaşaması. |
| Çatalhöyük | Günümüz Türkiye'sinde, Konya yakınlarında bulunan, Neolitik döneme ait büyük bir yerleşim; sıkışık kerpiç evleriyle bilinir. |
| Yazının doğuşu | Sümerlerin Mezopotamya'da geliştirdiği çivi yazısı, bilinen en eski yazı sistemlerinden biridir. |
| Tarih öncesi / Tarih | Yazılı belge bulunmayan dönem 'tarih öncesi', yazılı belgelerin bulunduğu dönem 'tarih' olarak adlandırılır. |
Anlatım
Bir an için kendini yüz binlerce yıl önce bir insan topluluğunun içinde hayal et. Etrafında sabit bir ev yok, sürekli hareket hâlindesin; bugün bir vadide meyve topluyor, yarın bir nehir kıyısında balık avlıyorsun. Bu hayat tarzına avcı-toplayıcılık denir ve insanlık tarihinin yüzde doksanından fazlasını kapsar. Küçük gruplar hâlinde, genellikle birkaç düzine kişiyle yaşanır, kararlar birlikte alınır, mülkiyet fikri neredeyse yoktur çünkü taşınamayan bir eşyanın pek anlamı kalmaz.
Sonra iklim değişmeye başlar. Son buzul çağının sona ermesiyle birlikte, günümüzden yaklaşık on iki bin yıl önce, dünyanın bazı bölgelerinde -özellikle bugünkü Ortadoğu'da, tarihçilerin 'Bereketli Hilal' dediği bölgede- insanlar ilginç bir şey fark eder: belirli bitkilerin tohumlarını toprağa attıklarında, o bitkiler tekrar büyür. Bu basit gözlem, insanlık tarihinin akışını değiştirir. Buğday, arpa gibi tahılların bilinçli olarak ekilmesi, ardından koyun, keçi gibi hayvanların evcilleştirilmesiyle birlikte, insanlar artık yiyeceğin peşinden koşmak yerine, yiyeceği kendi ayaklarının dibinde üretebilir hâle gelir. Bu geçişe Tarım Devrimi denir.
Tarımın getirdiği en büyük değişikliklerden biri yerleşik hayattır. Bir tarlayı ekip biçmek için o tarlanın yanında kalman gerekir; böylece geçici kamplar yerini kalıcı köylere bırakır. Bugünkü Türkiye sınırları içinde, Konya yakınlarındaki Çatalhöyük bu döneme ait çarpıcı bir örnektir: binlerce yıl önce burada, kerpiçten yapılmış, birbirine bitişik evlerden oluşan büyük bir yerleşim yükselmiştir. İnsanlar artık aynı toprakta nesiller boyu yaşayabiliyor, depoladıkları fazla ürünle kıtlık dönemlerine karşı önlem alabiliyordu.
Yerleşik hayat ve tarımsal üretim, beraberinde yeni sorunları da getirdi: kim hangi tarlaya sahip, fazla ürün nasıl paylaşılacak, kim ne kadar vergi ya da pay verecek? Bu sorular, toplumların daha karmaşık bir düzen kurmasını gerektirdi. Nüfus arttıkça köyler kasabalara, kasabalar şehirlere dönüştü. İşte bu karmaşıklaşan toplumsal hayatın içinde, hesap tutma, mal takibi ve haberleşme ihtiyacı doğdu. Mezopotamya'da, bugünkü Irak topraklarında yaşayan Sümerler, tapınaklarda depolanan tahıl ve hayvan sayısını kayıt altına almak için basit işaretler geliştirmeye başladı. Zamanla bu işaretler, kilden yapılmış tabletler üzerine sivri bir kalemle bastırılarak oluşturulan çivi yazısına dönüştü.
Yazının doğuşu, sadece pratik bir buluş değil, aynı zamanda bir dönüm noktasıdır. Çünkü yazıyla birlikte insanlar, bilgiyi bir nesilden diğerine sözlü aktarımın ötesinde, kalıcı ve değişmeyen bir biçimde taşıyabilir hâle geldi. Tarihçiler, elimizde yazılı belgelerin bulunduğu dönemi 'tarih', bulunmadığı dönemi ise 'tarih öncesi' olarak ayırır. Bu yüzden yazının icadı, tarihin başlangıcı kabul edilir; ondan öncesi, arkeologların kazı buluntularından -kemik, taş alet, çanak çömlek parçaları gibi- yeniden kurmaya çalıştığı bir dönemdir.
Yakın okuma / örnek
Çatalhöyük'ü biraz daha yakından inceleyelim, çünkü bu yerleşim Neolitik dönemin mantığını somut biçimde gösterir. Yerleşimdeki evler birbirine bitişik inşa edilmiştir; aralarında sokak yoktur, insanlar evlere çatıdaki bir açıklıktan merdivenle inip çıkar. Bu tuhaf görünen düzenin aslında bir mantığı vardır: bitişik duvarlar hem savunma sağlar hem de tarım için kullanılabilecek araziyi konut alanına feda etmemeyi mümkün kılar.
Evlerin içinde, ölülerin zaman zaman zemin altına gömüldüğü, duvarların boya ve kabartmalarla süslendiği görülür. Bu bulgular bize, yerleşik hayata geçen insanların sadece karınlarını doyurmakla kalmayıp, aynı zamanda bir yer duygusu, aidiyet ve belki de inanç sistemleri geliştirdiğini gösterir. Bir mağarada geçici olarak kalan bir toplulukta bu tür kalıcı sembolik ifadelere bu yoğunlukta rastlamak zordur; oysa yerleşik hayat, insanlara zaman ve mekân biriktirme imkânı tanımıştır. Kısacası, Çatalhöyük bize tarımın sadece bir beslenme değişikliği olmadığını, aynı zamanda insanın kendini ve toplumunu yeniden kurma biçimi olduğunu gösterir.
Sık karıştırılanlar
- Tarım Devrimi ile Sanayi Devrimi karıştırılabilir: Tarım Devrimi yaklaşık on iki bin yıl önce yerleşik hayata geçişi, Sanayi Devrimi ise on sekizinci yüzyılda makineleşmeyi ifade eder; ikisi çok farklı çağlardır.
- Paleolitik ve Neolitik çağlar sıkça birbirine karıştırılır: Paleolitik'te insan avcı-toplayıcıdır ve göçebedir, Neolitik'te ise tarım yapar ve yerleşiktir.
- 'Tarih öncesi' ifadesi, o dönemde hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez; sadece o döneme ait yazılı belge bulunmadığı, bilgilerin arkeolojik kalıntılardan çıkarıldığı anlamına gelir.
- Yazının tek bir yerde, tek bir anda icat edildiği düşünülmemelidir; yazı sistemleri farklı bölgelerde, farklı zamanlarda, genellikle birbirinden bağımsız olarak gelişmiştir; Mezopotamya'daki çivi yazısı bunların en eski bilinenlerinden biridir.
- Evcilleştirmenin sadece hayvanlarla sınırlı olduğu sanılabilir; oysa buğday, arpa gibi bitkilerin evcilleştirilmesi de sürecin en az hayvanlar kadar önemli bir parçasıdır.
Kendini sına
- Avcı-toplayıcı yaşam biçimi ile tarımcı yerleşik yaşam biçimi arasındaki temel fark nedir?
- Tarım Devrimi'nin gerçekleştiği bölgelerden biri olarak bilinen ve 'Bereketli Hilal' olarak adlandırılan bölge yaklaşık olarak hangi coğrafyayı kapsar?
- Çatalhöyük yerleşiminin evlerinin birbirine bitişik inşa edilmesinin olası nedeni nedir?
- Yazının doğuşu neden tarihçiler tarafından 'tarih öncesi'nin bitişi olarak kabul edilir?
- Sümerlerin geliştirdiği yazı sistemine ne ad verilir ve hangi malzeme üzerine yazılmıştır?
Cevaplar
- Avcı-toplayıcılar göçebedir, doğada bulduklarıyla beslenir; tarımcılar ise bir yerde yerleşik kalır, toprağı ekip biçerek ve hayvan yetiştirerek kendi yiyeceklerini üretir.
- Bugünkü Ortadoğu'yu, özellikle Mezopotamya ve çevresini kapsayan, tarıma elverişli topraklara sahip bir bölgedir.
- Bitişik duvarlar hem savunma sağlamış hem de tarım için kullanılabilecek araziden konut alanı için mümkün olduğunca az yer harcanmasını sağlamış olabilir.
- Çünkü yazıyla birlikte insanlar döneme ait bilgileri kalıcı, yazılı belgeler hâlinde bırakmaya başlamıştır; bu da tarihçilere doğrudan kaynaklarla çalışma imkânı tanır.
- Çivi yazısı adı verilir ve kilden yapılmış tabletler üzerine yazılmıştır.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol