Duraklamadan Gerilemeye: Değişen Dengeler

Giriş

17. yüzyılın başında Osmanlı Devleti hâlâ Avrupa'nın en güçlü ordusuna ve en geniş topraklarına sahipti. Ama bir asır sonra tablo tersine dönmüştü: Avrupa devletleri Osmanlı'ya karşı savaş kazanıyor, toprak alıyor ve teknolojide, ticarette, bilimde hızla ileri gidiyordu. Bu dersin konusu tam olarak budur: dengelerin nasıl ve neden değiştiği. Bu değişim yalnız savaş meydanlarında değil, ekonomide, yönetimde ve zihniyette de yaşandı. Bugün 'neden geri kaldık' tartışmalarının kökeni de büyük ölçüde bu yüzyıllara uzanır; yani bu ders, güncel tartışmaların da tarihsel arka planını verir.

Bilmen gerekenler

Aşağıdaki tablo, bu dönemi anlamak için bilmen gereken temel kavram ve olayları özetler.

Kavram / OlayKısa açıklama
Duraklama Dönemi (geleneksel adıyla)Ders kitaplarında genelde 16. yüzyıl sonundan 1699'a kadar olan süreç için kullanılır; toprakların korunduğu ama büyümenin durduğu dönem olarak anlatılır.
Gerileme Dönemi (geleneksel adıyla)1699'dan 18. yüzyıl sonuna kadar olan, toprak kayıplarının belirginleştiği süreç için kullanılan geleneksel bir adlandırmadır.
II. Viyana Kuşatması (1683)Osmanlı ordusunun başarısız olduğu kuşatma; Avrupa'da geniş bir ittifakın kurulmasına zemin hazırladı.
Kutsal İttifak SavaşlarıAvusturya, Lehistan, Venedik ve Rusya'nın Osmanlı'ya karşı birlikte savaştığı 1680'ler-1690'lar dönemi.
Karlofça Antlaşması (1699)Osmanlı'nın Macaristan başta olmak üzere geniş toprakları kaybettiği, ilk büyük ve ağır barış antlaşması.
Lale Devri (1718-1730)III. Ahmed ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa döneminde barış, eğlence ve sınırlı Batılılaşma girişimlerinin öne çıktığı süreç.
Küçük Kaynarca Antlaşması (1774)Rusya ile yapılan, Kırım'ın konumunu değiştiren ve Osmanlı'nın kuzeydeki gerilemesini derinleştiren antlaşma.

Anlatım

Osmanlı Devleti'nin 16. yüzyıldaki gücü, güçlü bir merkezi yönetime, düzenli bir tımar-ordu sistemine ve genişleyen bir ekonomiye dayanıyordu. Ancak Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümünden sonraki yıllarda bu sistemin çatlakları görülmeye başladı. Sokollu Mehmed Paşa gibi güçlü sadrazamların sahnede olduğu dönem kapanınca, tahttaki padişahların yönetim gücü zayıfladı, sarayda ve orduda iç çekişmeler arttı. Kapıkulu askerlerinin (yeniçerilerin) isyanları sıklaştı; bu isyanlar çoğu zaman maaş ödemelerindeki aksaklıklar ya da tahta geçiş süreçleriyle ilgiliydi ve devletin iç istikrarını sarstı.

Aynı dönemde Avrupa'da farklı bir hikâye yaşanıyordu. Coğrafi keşifler sayesinde Atlantik ticaret yolları önem kazanmış, İpek ve Baharat Yolu üzerindeki geleneksel Osmanlı denetimi eski değerini kaybetmeye başlamıştı. Avrupa'da merkezi krallıklar güçleniyor, düzenli ve maaşlı ordular kuruluyor, ateşli silahlar teknolojisi hızla gelişiyordu. Rönesans ve Reform hareketleri bilim, matbaacılık ve düşünce hayatında büyük bir sıçrama yaratmıştı. Osmanlı bu değişimi başta yakından takip etmedi; çünkü kendi sistemi uzun süre yeterince başarılı görünüyordu.

1683'teki II. Viyana Kuşatması, dönemin kırılma noktalarından biri oldu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu şehri alamadı ve büyük bir bozgunla geri çekildi. Bu başarısızlık, Avusturya, Lehistan (Polonya), Venedik ve daha sonra Rusya'nın bir araya geldiği geniş bir ittifakın (Kutsal İttifak) Osmanlı'ya karşı savaşmasına yol açtı. On altı yıl süren bu savaşlar dizisi, 1699'da Karlofça Antlaşması ile sona erdi. Osmanlı, Macaristan'ın büyük bölümü başta olmak üzere geniş topraklarını kaybetti. Karlofça, tarih kitaplarında genellikle Osmanlı'nın Avrupa karşısında toprak kaybettiği ilk büyük antlaşma olarak anılır ve bu yüzden 'gerileme'nin sembolik başlangıcı sayılır.

18. yüzyılın ilk çeyreğinde, III. Ahmed ve sadrazamı Damat İbrahim Paşa döneminde farklı bir hava esti. Bu döneme sonradan 'Lale Devri' adı verildi; barışçı bir dış politika izlendi, İstanbul'da köşkler, bahçeler ve eğlenceler öne çıktı. Aynı zamanda sınırlı da olsa Avrupa'ya açılma girişimleri görüldü: Fransa'ya elçi gönderildi, İbrahim Müteferrika öncülüğünde Türkçe matbaa kuruldu. Ancak bu yenilikler toplumun geneline yayılmadı ve 1730'da patlak veren bir isyanla Lale Devri sona erdi. Bu, Osmanlı'da yenileşme çabalarının çoğu zaman dar bir çevreyle sınırlı kaldığını ve güçlü tepkilerle karşılaştığını gösteren önemli bir örnektir.

Yüzyılın ilerleyen döneminde asıl büyük tehdit kuzeyden, güçlenen Rusya'dan geldi. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması, Kırım'ın konumunu köklü biçimde değiştirdi ve Osmanlı'nın kuzey sınırındaki güvenliğini derinden sarstı. Bu antlaşmanın hükümleri ve yorumlanışı konusunda tarihçiler arasında bazı ayrıntılarda farklı değerlendirmeler bulunur; ancak antlaşmanın Osmanlı için ağır bir kayıp olduğu konusunda genel bir uzlaşı vardır. Bütün bu gelişmeler, 18. yüzyıl sonunda Osmanlı yönetiminin köklü bir değişim ihtiyacını daha açık biçimde görmesine zemin hazırladı; bu arayış bir sonraki derste ele alınacak reform hareketleriyle devam edecektir.

Yakın okuma / örnek

Karlofça Antlaşması'nı yakından incelemek, dönemi somutlaştırmak için iyi bir örnektir. Antlaşma 1699'da, uzun süren Kutsal İttifak Savaşları'nın ardından imzalandı ve Osmanlı, başta Macaristan olmak üzere geniş toprakları elden çıkardı. Önemli olan yalnızca kaybedilen toprak miktarı değildir; antlaşmanın kendisi, Osmanlı diplomasisinde de bir dönüm noktasıdır. Çünkü Osmanlı artık savaş meydanında istediğini alan taraf değil, masada şartları kabul etmek zorunda kalan taraf konumundaydı. Bu, yüzyıllardır süregelen 'fetih ve genişleme' anlayışının artık eskisi gibi işlemediğinin açık bir göstergesiydi. Öğrenciler için buradan çıkarılacak ders şudur: bir antlaşmanın önemi yalnızca kaybedilen ya da kazanılan toprakla değil, tarafların birbirine karşı konumunun nasıl değiştiğiyle de ölçülür.

Sık karıştırılanlar

  • 'Duraklama' ve 'Gerileme' terimleri eski ders kitaplarının yaptığı geleneksel bir dönemlendirmedir; günümüz tarihçiliği bu keskin ayrımı ve devletin bu dönemde tamamen çöküşe gittiği görüşünü sorgular, daha karmaşık bir tablo çizer.
  • Lale Devri'ni tam bir 'Batılılaşma dönemi' sanmak yanlıştır; dönemin öne çıkan yönü barış ve eğlence kültürüydü, yenilikler sınırlı ve dar bir çevreyle kalmıştı.
  • II. Viyana Kuşatması (1683) ile Karlofça Antlaşması (1699) aynı olay değildir; kuşatma bir savaş olayı, Karlofça ise on altı yıl sonra imzalanan barış antlaşmasıdır.
  • Küçük Kaynarca Antlaşması'nı sıradan bir toprak antlaşması sanmamak gerekir; Kırım'ın konumunu değiştirmesi bakımından uzun vadeli, ağır sonuçlar doğuran bir antlaşmadır.
  • Bu dönemdeki gerilemeyi yalnız askerî yenilgilerle açıklamak eksik olur; ekonomik değişim (ticaret yollarının kayması) ve iç yönetim sorunları da en az savaşlar kadar belirleyiciydi.

Kendini sına

  1. Osmanlı tarihinde 'gerileme'nin sembolik başlangıcı sayılan antlaşma hangisidir ve hangi yıl imzalanmıştır?
  2. II. Viyana Kuşatması'nın başarısızlığı hangi geniş ittifakın kurulmasına yol açtı?
  3. Lale Devri kimin padişahlığı ve hangi sadrazamın döneminde yaşandı, hangi olayla sona erdi?
  4. Coğrafi keşiflerin Osmanlı ekonomisine etkisi ne oldu?
  5. Küçük Kaynarca Antlaşması hangi devletle imzalandı ve hangi bölgenin konumunu değiştirdi?

Cevaplar

  1. Karlofça Antlaşması, 1699.
  2. Kutsal İttifak (Avusturya, Lehistan, Venedik, sonradan Rusya).
  3. III. Ahmed ve Damat İbrahim Paşa döneminde yaşandı; 1730'daki bir isyanla sona erdi.
  4. Atlantik ticaret yolları önem kazandı, geleneksel İpek-Baharat Yolu üzerindeki Osmanlı denetiminin ekonomik değeri azaldı.
  5. Rusya ile imzalandı; Kırım'ın konumunu köklü biçimde değiştirdi.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol