Islahat Arayışları: III. Selim'den Tanzimat'a

Giriş

Bir önceki derste Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyıldan itibaren Avrupa karşısında toprak ve güç kaybetmesini, savaş meydanlarında eski üstünlüğünü yitirmesini konuşmuştuk. Bu dersimizde ise devletin bu çöküşü durdurmak için verdiği ilk ciddi mücadeleye, yani ıslahat (reform) arayışına bakıyoruz. III. Selim'le başlayıp Tanzimat Fermanı'na kadar uzanan bu yol, sadece bir asker ya da bir padişahın hikâyesi değildir; koca bir imparatorluğun kendini yeniden var etme çabasıdır. Bugün hâlâ tartıştığımız pek çok mesele -devletin ordu üzerindeki denetimi, hukuk önünde eşitlik, merkezî otoritenin sınırları- ilk kez bu dönemde bu kadar açık biçimde gündeme gelmiştir. Bu yüzden Tanzimat'a giden yolu anlamak, modern Türkiye'nin pek çok kurumunun kökenini anlamak demektir.

Bilmen gerekenler

Kavram / KişiKısaca
III. Selim (1789-1807)Nizam-ı Cedid reformlarını başlatan padişah; Kabakçı Mustafa İsyanı ile tahttan indirildi.
Nizam-ı CedidIII. Selim'in kurduğu, Avrupa tarzı eğitilmiş yeni ordu ve bu ordunun bağlı olduğu reform programının adı.
Kabakçı Mustafa İsyanı (1807)Yeniçerilerin ve bazı ulemanın öncülüğünde çıkan, Nizam-ı Cedid'e ve III. Selim'e son veren ayaklanma.
Sened-i İttifak (1808)II. Mahmud ile taşra ayanları arasında imzalanan, merkezî otoriteyi sınırlayan belge.
II. Mahmud (1808-1839)Reformları daha kararlı ve sert biçimde sürdüren, Yeniçeri Ocağı'nı kaldıran padişah.
Vaka-i Hayriye (1826)Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması olayına verilen ad; "hayırlı olay" anlamına gelir.
Mustafa Reşid PaşaAvrupa'da elçilik yapmış, Tanzimat Fermanı'nın hazırlanmasında başrolü oynayan devlet adamı.
Tanzimat Fermanı (1839)Gülhane'de okunan, can-mal-namus güvenliği ve vergi-asker işlerinde düzenleme vaat eden ferman; Gülhane Hatt-ı Hümayunu da denir.

Anlatım

III. Selim tahta çıktığında Osmanlı Devleti, art arda kaybedilen savaşların yorgunluğunu taşıyordu. Genç padişah, sorunun sadece asker sayısında değil, ordunun eğitiminde, silahında ve disiplininde olduğunu görmüştü. Bu yüzden 1790'lı yıllarda Nizam-ı Cedid adını verdiği yeni bir ordu kurmaya girişti. Bu ordu Avrupa usulüyle eğitiliyor, düzenli maaş alıyor ve merkezî hazineden ayrı bir bütçeyle finanse ediliyordu. Ancak bu yenilik, kendi başına bir tehdit doğurdu: Yeniçeriler, yüzyıllardır sahip oldukları ayrıcalıkları ve toplumsal konumlarını kaybetmekten korktular. Ulemanın bir kısmı da yeniliği dine aykırı bularak tepki gösterdi. Böylece reform, kendisini savunacak güçlü bir toplumsal tabana kavuşamadan, karşısına güçlü bir muhalefet çıkarmış oldu.

1807 yılında bu gerilim patlak verdi. Kabakçı Mustafa adlı bir yeniçeri zabitinin önderliğinde çıkan isyan, hızla büyüdü ve III. Selim tahttan indirildi. Kısa süre sonra da öldürüldü. Bu olay, Osmanlı tarihinde reform girişimlerinin ne kadar kırılgan bir zeminde yürüdüğünü gösteren acı bir örnektir: Bir yenilik, onu uygulayacak gücün elinden alınırsa, kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur. III. Selim'in ölümünden sonra kısa bir süre II. Mahmud tahta geçti; ama devletin içindeki güç boşluğu hemen doldurulamadı.

II. Mahmud, döneminin başında zayıf bir konumdaydı. Taşrada güçlenmiş ayan denilen yerel hâkimlerle 1808'de Sened-i İttifak imzalamak zorunda kaldı; bu belge, aslında merkezî otoritenin ne kadar zayıfladığının bir itirafıydı. Ama II. Mahmud, zamanla gücünü topladı ve III. Selim'in yarım kalan işini çok daha sert bir yöntemle tamamlamaya karar verdi. 1826'da, Yeniçeri Ocağı'nı bütünüyle ortadan kaldırdı. Bu olaya tarihte Vaka-i Hayriye, yani "hayırlı olay" denir -isim, devletin bakış açısını yansıtır. Artık yeni bir ordu kurmanın önündeki en büyük engel kalkmıştı.

II. Mahmud bununla yetinmedi. Merkezî bürokrasiyi yeniden yapılandırdı, ilk kez düzenli bir resmî gazete çıkardı, yurt dışına öğrenci gönderdi ve devlet dairelerini Avrupa tarzı bakanlıklara benzer biçimde örgütledi. Ancak bütün bu adımlar hâlâ padişahın iradesine bağlı, günü geldiğinde geri alınabilecek uygulamalardı; halka ya da devlet adamlarına karşı hukuki bir güvence sunmuyordu. İşte bu eksiklik, bir sonraki adımın, yani Tanzimat'ın zeminini hazırladı.

1839'da II. Mahmud öldü, yerine genç Abdülmecid geçti. Aynı yıl, Avrupa'da uzun süre elçilik yapmış, oradaki hukuk ve yönetim anlayışını yakından tanıyan Mustafa Reşid Paşa'nın kaleme aldığı bir ferman, Gülhane'de toplanan devlet erkânı ve yabancı elçilerin önünde okundu. Tanzimat Fermanı olarak bilinen bu belge, Müslüman ve gayrimüslim bütün tebaanın can, mal ve namus güvenliğinin sağlanacağını, vergilerin keyfî değil düzenli biçimde toplanacağını ve askerliğin belirli bir düzene bağlanacağını vaat ediyordu. Bu, Osmanlı tarihinde ilk kez padişahın kendi iradesini yazılı bir metinle sınırlandırdığı andı; bu yüzden 1839, sadece bir reform tarihi değil, aynı zamanda devletin hukuk anlayışında bir dönüm noktası sayılır.

Yakın okuma / örnek

Tanzimat Fermanı'nın metnine yakından bakıldığında dikkat çeken şey, fermanın gerekçesidir. Metin, devletin eski gücünü kaybetmesinin nedeni olarak kanun ve nizama uyulmamasını gösterir; çözüm olarak da yeni, herkes için geçerli kurallar önerir. Burada altı çizilmesi gereken nokta, bu güvencelerin sadece Müslüman tebaaya değil, gayrimüslim tebaaya da tanınmış olmasıdır. Bu, Avrupa devletlerinin Osmanlı içindeki azınlıklar üzerindeki baskısını hafifletmeyi de hedefleyen bir dış politika hamlesiydi. Yani Tanzimat'ı yalnızca iç reform olarak değil, aynı zamanda devletin Avrupa diplomasisi içinde ayakta kalma stratejisi olarak da okumak gerekir. Nitekim ferman, uygulamada aksasa da, ilerideki anayasal hareketlerin ve 1856 Islahat Fermanı'nın önünü açan bir referans metni olmuştur.

Sık karıştırılanlar

  • Nizam-ı Cedid ile Tanzimat aynı şey değildir: Nizam-ı Cedid III. Selim'in askerî reform programıdır, Tanzimat ise II. Mahmud'un ölümünden sonra 1839'da ilan edilen, hukuku da kapsayan çok daha geniş bir reform sürecinin başlangıcıdır.
  • Vaka-i Hayriye ile Kabakçı Mustafa İsyanı karıştırılmamalı: Kabakçı İsyanı (1807) reformlara karşı çıkan, III. Selim'i deviren bir ayaklanmadır; Vaka-i Hayriye (1826) ise tam tersine, devletin Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdığı olaydır.
  • Sened-i İttifak, bir ferman değildir: Padişah ile ayanlar arasında imzalanmış karşılıklı bir anlaşmadır, tek taraflı bir bildiri değildir.
  • Tanzimat Fermanı ile Islahat Fermanı farklı belgelerdir: Tanzimat 1839'da, Islahat Fermanı ise 1856'da, farklı içerik ve gerekçelerle ilan edilmiştir; bu ders yalnızca Tanzimat'a kadar olan süreci kapsar.
  • Reformların hepsi kalıcı olmadı: III. Selim'in reformları şiddetle sona erdirilmiş, ancak fikirleri sonraki padişahlarca sürdürülmüştür; bu yüzden "başarısız oldu" demek yerine "kesintiye uğradı ama etkisi sürdü" demek daha doğrudur.

Kendini sına

  1. III. Selim'in kurduğu yeni ordunun adı nedir?
  2. III. Selim'i tahttan indiren isyanın adı nedir ve kim önderlik etmiştir?
  3. Sened-i İttifak kimler arasında ve hangi amaçla imzalanmıştır?
  4. Vaka-i Hayriye olarak bilinen olay nedir ve hangi padişah döneminde gerçekleşmiştir?
  5. Tanzimat Fermanı hangi yıl, kimin öncülüğünde ve nerede okunmuştur?

Cevaplar

  1. Nizam-ı Cedid.
  2. Kabakçı Mustafa İsyanı (1807); Kabakçı Mustafa önderlik etmiştir.
  3. 1808'de II. Mahmud ile taşra ayanları arasında imzalanmış, merkezî otoriteyi ve ayanların yetkilerini karşılıklı güvenceye bağlamıştır.
  4. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıdır; II. Mahmud döneminde, 1826'da gerçekleşmiştir.
  5. 1839'da, Mustafa Reşid Paşa'nın öncülüğünde, Gülhane'de okunmuştur.

Bir sonraki derste, Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra devletin nasıl bir yönetim ve hukuk düzenine geçtiğini, bu sürecin 1856 Islahat Fermanı ve ardından gelen anayasal arayışlarla nasıl derinleştiğini konuşacağız.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol