Kafede, Restoranda ve Alışverişte Konuşma (Ordering and Shopping)
Süre: 20 dk
Önceki derslerde günlük konuşmanın temel kalıplarını, özellikle soru sorma ve kibarca rica etme yollarını çalıştın. Bu derste bu bilgileri gerçek bir durumda kullanacaksın: kafede, restoranda ve mağazada. Yurt dışında ya da İngilizce konuşulan bir ortamda en çok ihtiyaç duyacağın cümleler bunlardır. Hazırsan başlayalım!
Bu derste ne öğreneceksin?
- Kafede ve restoranda I'd like... ve Can I have...? kalıplarıyla kibarca sipariş vermeyi
- How much is...? ve How much are...? ile fiyat sormayı ve aradaki farkı
- Mağazada beden ve renk istemeyi, kıyafet denemek için izin istemeyi
- Hesabı istemeyi, nakit ya da kartla ödeme yapmayı
Kelimeler
| İngilizce | Okunuşu | Türkçesi |
|---|---|---|
| menu | men-yu | menü |
| order | ordır | sipariş; sipariş vermek |
| bill | bil | hesap (restoranda) |
| receipt | risiit | fiş, makbuz |
| price | prays | fiyat |
| cheap | çiip | ucuz |
| expensive | ikspensiv | pahalı |
| size | sayz | beden, boy |
| try on | tray on | (kıyafet) denemek |
| changing room | çeync-ing ruum | deneme kabini |
| cash | keş | nakit |
| card | kaard | kart |
| change | çeync | para üstü, bozuk para |
| discount | diskaunt | indirim |
| glass | glaas | (cam) bardak |
| takeaway | teyk-ı-vey | paket (alıp götürmek için) |
Dil bilgisi / kalıp
1) Sipariş vermek: I'd like...
I'd like, I would like ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve "…istiyorum, …alabilir miyim" anlamında kibar bir istek bildirir.
- I'd like + a/an/some + isim → I'd like a coffee. (Bir kahve istiyorum.)
- I'd like to + fiil → I'd like to pay. (Ödeme yapmak istiyorum.)
Türkçeyle farkı: Türkçede "Bir çay istiyorum" demek normaldir. İngilizcede ise I want a tea demek, özellikle yabancı biriyle konuşurken biraz sert ve çocukça duyulabilir. Garsona ya da satıcıya I'd like... veya Can I have...? demek çok daha doğaldır. Cümlenin sonuna please eklemeyi de unutma.
2) Rica etmek: Can I have...? / Could I have...?
- Can I have + isim + please? → Can I have a glass of water, please?
- Could I have + isim + please? → Could, can'den biraz daha kibardır.
3) Fiyat sormak: How much is / are...?
- How much + is + tekil isim? → How much is this bag? (Bu çanta ne kadar?)
- How much + are + çoğul isim? → How much are these shoes? (Bu ayakkabılar ne kadar?)
- Cevap: It's + fiyat / They're + fiyat → It's 20 dollars. / They're 45 dollars.
Türkçeyle farkı: Türkçede "Bu ne kadar?" ve "Bunlar ne kadar?" sorularında fiil değişmez. İngilizcede ise tekil için is, çoğul için are kullanmak zorundasın. Ayrıca this (bu) tekil, these (bunlar) çoğuldur. Dikkat: İngilizcede jeans (kot pantolon), shoes (ayakkabı) ve glasses (gözlük) çoğul kabul edilir.
4) Mağazada beden ve renk
- Do you have this in + beden/renk? → Do you have this in medium? / Do you have this in blue?
- Can I try + this/it + on? → Can I try this on?
5) Ödeme
- Can I pay by card? (Kartla ödeyebilir miyim?)
- Can I pay in cash? (Nakit ödeyebilir miyim?)
Örnek cümleler
- I'd like a cup of tea, please.
Bir fincan çay istiyorum, lütfen. - Can I have the menu, please?
Menüyü alabilir miyim, lütfen? - I'd like to order now.
Şimdi sipariş vermek istiyorum. - Could I have a glass of water?
Bir bardak su alabilir miyim? - Is it for here or takeaway?
Burada mı, yoksa paket mi? - How much is this T-shirt?
Bu tişört ne kadar? - How much are these jeans?
Bu kot pantolon ne kadar? - Do you have this in a smaller size?
Bunun daha küçük bedeni var mı? - Can I try it on?
Onu deneyebilir miyim? - Where is the changing room?
Deneme kabini nerede? - It's too expensive. Is there a discount?
Çok pahalı. İndirim var mı? - Could I have the bill, please?
Hesabı alabilir miyim, lütfen? - Can I pay by card?
Kartla ödeyebilir miyim? - Keep the change.
Üstü kalsın.
Diyalog
Bir kafede. A: garson, B: müşteri
- A: Hello! Are you ready to order?
Merhaba! Sipariş vermeye hazır mısınız? - B: Yes. I'd like a latte and a piece of chocolate cake, please.
Evet. Bir latte ve bir dilim çikolatalı pasta istiyorum, lütfen. - A: Small or large?
Küçük mü, büyük mü? - B: Large, please. And can I have a glass of water, too?
Büyük, lütfen. Bir bardak su da alabilir miyim? - A: Of course. Is it for here or takeaway?
Tabii ki. Burada mı, yoksa paket mi? - B: For here. How much is it?
Burada. Ne kadar? - A: It's 9 dollars 50.
9 dolar 50 sent. - B: Can I pay by card?
Kartla ödeyebilir miyim? - A: Sure. Do you want a receipt?
Tabii. Fiş ister misiniz? - B: Yes, please. Thank you!
Evet, lütfen. Teşekkürler! - A: You're welcome. Enjoy your coffee!
Rica ederim. Kahvenizin tadını çıkarın!
Türklerin sık yaptığı hatalar
- Yanlış: I want a coffee. → Doğru: I'd like a coffee, please.
Türkçedeki "istiyorum" kelimesini doğrudan çevirmek sert duyulur. - Yanlış: How much is these shoes? → Doğru: How much are these shoes?
Çoğul isimle are kullanılır. - Yanlış: Give me the bill. → Doğru: Could I have the bill, please?
Emir kipi garsona karşı kaba kaçar. - Yanlış: I'd like to a tea. → Doğru: I'd like a tea.
to sadece fiilden önce gelir: I'd like to pay. - Yanlış: How much money is it? → Doğru: How much is it?
İngilizcede "money" kelimesini eklemeye gerek yoktur.
Alıştırma
A) Boşlukları doldur.
- 1) How much ___ this jacket?
- 2) How much ___ these socks?
- 3) I'd like ___ pay by card.
- 4) Can I try this ___? (kıyafeti denemek)
B) İngilizceye çevir.
- 5) Menüyü alabilir miyim, lütfen?
- 6) Bunun mavisi var mı?
C) Doğru şıkkı seç.
- 7) Garsondan hesabı kibarca istemek için hangisi doğrudur?
a) Give me the bill. b) Could I have the bill, please? c) I want bill. - 8) Kasiyer "Is it for here or takeaway?" diye sordu. Kahveni götürmek istiyorsun. Ne dersin?
a) Takeaway, please. b) For here, please. c) Keep the change.
Cevap Anahtarı
- 1) is
- 2) are
- 3) to
- 4) on
- 5) Can I have the menu, please? (ya da: Could I have the menu, please?)
- 6) Do you have this in blue?
- 7) b) Could I have the bill, please?
- 8) a) Takeaway, please.
Telaffuz ipucu
- I'd like ifadesini "ay layk" değil, "ayd layk" diye söyle. Buradaki d sesi çok hafiftir ama tamamen düşerse "I like" (severim) gibi duyulur ve anlam değişir.
- How much is it? sorusunda kelimeler birbirine bağlanır: "hav maçizit" gibi akıcı söylenir. Kelimeleri tek tek ayırarak söylemek zorunda değilsin.
- receipt kelimesindeki p harfi okunmaz: "risiit". Ayrıca price (prays) ve size (sayz) kelimelerindeki i harfi "ay" diye okunur.
Sonraki derse köprü: Bu derste öğrendiğin I'd like..., Can I...? ve Could I...? kalıpları sadece kafe ve mağazada değil, birçok günlük durumda işine yarayacak. Bir sonraki derste yeni bir günlük durumu ele alırken bu kibar rica kalıplarını tekrar kullanacaksın. O yüzden bugünkü diyaloğu birkaç kez yüksek sesle okuyarak pekiştir.
Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol