Plan Yapma, Davet Etme ve Buluşma Ayarlama (Making Plans and Invitations)

Bir önceki derste öğrendiğin günlük konuşma kalıpları, karşındaki kişiyle rahatça konuşmana yardım etti. Bu derste bir adım ileri gidiyoruz: Artık birini bir yere davet edecek, bir plan önerecek ve gün, saat, yer belirleyerek buluşma ayarlayacaksın. Arkadaşınla sinemaya gitmek, iş arkadaşınla kahve içmek ya da hafta sonu için plan yapmak gibi durumlarda bu kalıpları çok sık kullanacaksın. Kursun son dersinde ise bu kursta öğrendiğin tüm kalıpları bir araya getirip tekrar edeceğiz; bu yüzden bu dersteki cümleleri iyice pekiştirmen önemli.

Bu derste ne öğreneceksin?

  • Let's..., Why don't we...? ve How about...? ile plan önermeyi öğreneceksin.
  • Would you like to...? ve Are you free on...? ile kibarca davet etmeyi öğreneceksin.
  • Bir daveti kabul etmeyi (I'd love to!) ve kibarca reddetmeyi (Sorry, I can't.) öğreneceksin.
  • on / at / in kullanarak gün, saat ve yer belirleyip buluşma ayarlamayı pratik edeceksin.

Kelimeler

İngilizceOkunuşuTürkçesi
freefriboş, müsait
busybizimeşgul, yoğun
inviteinvaytdavet etmek
invitationinvitey şındavet
planplenplan
meetmitbuluşmak, görüşmek
joincoynkatılmak, eşlik etmek
tonighttunaytbu akşam, bu gece
tomorrowtumorouyarın
weekenduikendhafta sonu
maybemeybibelki
another timeıneder taymbaşka zaman
Sounds good!saundz gudKulağa iyi geliyor! / Olur!
great ideagreyt aydiyaharika fikir
in front ofin frant ovönünde
partypartiparti
Let'sletsHadi ... -elim / -alım

Dil bilgisi / kalıp

1) Plan önermek: Let's / Why don't we / How about

Let's + fiilin yalın hâli + ...

Let's go to the park. (Hadi parka gidelim.)

“Let's”, “let us” ifadesinin kısaltmasıdır ve “Hadi ... yapalım” anlamı taşır. Ardından gelen fiile to eklenmez.

Why don't we + fiilin yalın hâli + ...?

Why don't we eat out tonight? (Bu akşam neden dışarıda yemek yemiyoruz? / Bu akşam dışarıda yiyelim mi?)

Bu kalıp bir soru gibi görünse de aslında bir öneridir. Karşındaki kişiye “ne dersin?” diye sormanın yumuşak bir yoludur.

How about + fiil-ing / isim?

How about watching a film? (Film izlemeye ne dersin?)
How about Saturday? (Cumartesiye ne dersin?)

“How about” kalıbından sonra fiil gelirse fiile -ing eklenir.

2) Kibarca davet etmek: Would you like to...?

Would you like to + fiilin yalın hâli + ...?

Would you like to come to my party? (Partime gelmek ister misin?)

“Do you want to...?” de aynı anlama gelir ama daha samimi ve günlüktür. Would you like to...? ise daha kibardır; tanımadığın ya da saygı göstermek istediğin kişilere bunu kullan.

3) Müsait olup olmadığını sormak: Are you free...?

Are you free + on / at / in / this ... + ?

  • on + gün / tarih: on Friday, on 5 May
  • at + saat: at 7 o'clock, at noon
  • in + günün bölümü: in the morning, in the afternoon, in the evening
  • this / next / tomorrow / tonight önüne edat almaz: Are you free this weekend?

4) Daveti kabul etmek ve reddetmek

  • Kabul: Sure! (Tabii!) / I'd love to! (Çok isterim!) / Sounds great! (Harika olur!)
  • Kibarca ret: I'd love to, but I can't. (Çok isterdim ama gelemem.) / Sorry, I'm busy. (Üzgünüm, meşgulüm.) / Maybe another time. (Belki başka zaman.)

İngilizcede bir daveti reddederken genellikle önce teşekkür edilir ya da “I'd love to, but...” denir, sonra kısa bir sebep söylenir. Sadece “No.” demek kaba duyulur.

5) Saat ve yer belirlemek

What time / Where + shall we meet?

What time shall we meet? (Saat kaçta buluşalım?)
Let's meet at 7 in front of the cinema. (Saat 7'de sinemanın önünde buluşalım.)

Türkçeyle farkı

Türkçede “Gelmek ister misin?” derken tek bir fiil yeterlidir. İngilizcede ise would you like ile asıl fiil arasına mutlaka to gelir: Would you like to come? Ayrıca Türkçede gün, saat ve sabah için hep aynı eki kullanırız (Cumada, yedide, sabahta). İngilizcede ise bunlar için üç farklı edat vardır: on Friday, at seven, in the morning.

Örnek cümleler

  1. Let's go to the cinema tonight.
    Hadi bu akşam sinemaya gidelim.
  2. Would you like to have dinner with me?
    Benimle akşam yemeği yemek ister misin?
  3. Are you free on Saturday?
    Cumartesi müsait misin?
  4. Why don't we meet for coffee tomorrow?
    Yarın kahve içmek için buluşalım mı?
  5. How about going to the beach this weekend?
    Bu hafta sonu plaja gitmeye ne dersin?
  6. I'd love to! What time?
    Çok isterim! Saat kaçta?
  7. Sorry, I can't. I have an exam on Monday.
    Üzgünüm, yapamam. Pazartesi sınavım var.
  8. I'd love to, but I'm busy tonight. Maybe another time.
    Çok isterdim ama bu akşam meşgulüm. Belki başka zaman.
  9. What time shall we meet?
    Saat kaçta buluşalım?
  10. Let's meet at half past six in front of the café.
    Altı buçukta kafenin önünde buluşalım.
  11. Would you like to join us for lunch?
    Öğle yemeğinde bize katılmak ister misin?
  12. Sounds good! See you on Friday.
    Olur! Cuma günü görüşürüz.

Diyalog

A: Hi Emma! Are you free on Saturday?
Selam Emma! Cumartesi müsait misin?

B: In the morning, no. I have a yoga class. But I'm free in the afternoon.
Sabah değilim. Yoga dersim var. Ama öğleden sonra boşum.

A: Great! Would you like to go to the new museum with me?
Harika! Benimle yeni müzeye gitmek ister misin?

B: I'd love to! What time shall we meet?
Çok isterim! Saat kaçta buluşalım?

A: How about two o'clock?
Saat ikiye ne dersin?

B: Hmm, that's a bit early. Why don't we meet at three?
Hmm, bu biraz erken. Neden üçte buluşmuyoruz?

A: OK, three is fine. Where shall we meet?
Tamam, üç olur. Nerede buluşalım?

B: Let's meet in front of the bus station.
Otobüs durağının önünde buluşalım.

A: Sounds good. Would you like to have dinner after the museum, too?
Olur. Müzeden sonra akşam yemeği de yemek ister misin?

B: Sorry, I can't. I'm meeting my sister in the evening. Maybe another time.
Üzgünüm, yapamam. Akşam kız kardeşimle buluşacağım. Belki başka zaman.

A: No problem. See you on Saturday at three!
Sorun değil. Cumartesi saat üçte görüşürüz!

B: See you then!
O zaman görüşürüz!

Not: Diyalogdaki I'm meeting my sister cümlesine dikkat et. İngilizcede önceden ayarlanmış, saati belli planlar için şimdiki zaman (am/is/are + fiil-ing) sıkça kullanılır. Türkçede ise bunu “buluşacağım” diye gelecek zamanla söyleriz.

Türklerin sık yaptığı hatalar

  • Yanlış: Let's to go to the park.
    Doğru: Let's go to the park.
    “Let's” sonrasında fiile to eklenmez.
  • Yanlış: Would you like come to my house?
    Doğru: Would you like to come to my house?
    “Would you like” ile fiil arasında to unutulmamalı.
  • Yanlış: Are you empty on Friday?
    Doğru: Are you free on Friday?
    Türkçedeki “boş musun?” sorusunu kelimesi kelimesine çevirme. İnsanlar için free kullanılır; empty daha çok kutu, oda, şişe gibi şeyler içindir.
  • Yanlış: Let's meet at Monday on 8 o'clock.
    Doğru: Let's meet on Monday at 8 o'clock.
    Günler için on, saatler için at kullanılır.
  • Yanlış: How about go to a café?
    Doğru: How about going to a café?
    “How about” sonrasında fiil -ing alır.

Alıştırma

  1. Boşluk doldur: Let's ______ (meet) at the café.
  2. Boşluk doldur: Would you like ______ dinner with us? (have)
  3. Boşluk doldur: Are you free ______ Sunday? (on / at / in)
  4. Boşluk doldur: See you ______ 5 o'clock! (on / at / in)
  5. Doğru şıkkı seç: How about ______ a film tonight?
    a) watch   b) to watch   c) watching
  6. Doğru şıkkı seç: Bir daveti kibarca reddetmek için hangisi en uygundur?
    a) No.   b) I'd love to, but I'm busy.   c) I don't want.
  7. Çevir (Türkçeden İngilizceye): Hafta sonu müsait misin?
  8. Çevir (Türkçeden İngilizceye): Saat kaçta buluşalım?

Cevap Anahtarı

  1. Let's meet at the café.
  2. Would you like to have dinner with us?
  3. Are you free on Sunday?
  4. See you at 5 o'clock!
  5. c) watching
  6. b) I'd love to, but I'm busy.
  7. Are you free this weekend?
  8. What time shall we meet?

Telaffuz ipucu

  • Would you ifadesinde iki kelime birbirine bağlanır ve hızlı konuşmada “vucu” gibi duyulur. “Would” kelimesindeki l harfi okunmaz: “vud”. Ayrıca bu kelimenin başındaki ses, dudakları yuvarlayarak çıkarılan bir “u” sesidir; Türkçedeki “v” sesinden biraz farklıdır.
  • I'd love to söylerken “to” kelimesi vurgusuz ve kısa okunur: “ayd lav tı”. Vurgu love kelimesindedir. Heyecanlı bir sesle söylersen daveti gerçekten memnuniyetle kabul ettiğin anlaşılır.
  • Let's kelimesinin sonundaki s sesini mutlaka söyle: “lets”. Bu ses düşerse “let” (izin vermek) gibi duyulur ve anlam karışabilir.

Bu dersi kayıt olmadan izleyebilirsin. İlerlemeni kaydetmek, sertifika almak ve puan tablosuna girmek için ücretsiz üye ol: Kayıt Ol